Üniversiteli Kadın Kolektifi Bu ‘’HAYIR’’ Bizim! – *Tuana Uğuz – Üniversiteli Kadın Kolektifi

Bu ‘’HAYIR’’ Bizim! – *Tuana Uğuz

Geleceğimiz için bedenimiz için kimliğimiz için ‘’en az üç hayır’’

Bu memleketin sokaklarında seksek oynamaya, ip atlayamaya, koşturmaya başladığımız günlerde gelecek yıllarımızın ‘’kadın’’ oluşumuza biçilen kaftanlardan ibaret olacağı koca bir bilinmezlikten ibaretti. Çocukluk yıllarımızda bile cinsiyetlerimize göre davranmamızı hatta cinsiyetlerimize göre oyunlar oynamamız gerektiğini söyleyen insanları anlamakta güçlük çekerken gelecek yıllarda bizleri bekleyen kadın düşmanı politikalara direnmek zorunda kalacağımızı belki tahmin bile etmiyorduk. Okul sıralarında dahi dersimize giren öğretmenlerimizin bedenlerimize yüklediği anlamlara göre hayata hazırlanmamızdan tutunda ders kitaplarımızdaki resimlerde gördüğümüz annenin bulaşık yıkayıp babanın işe gittiği hayat bilgileriyle donatıldı beyinlerimiz. Lisedeki etek boylarımızın kısalığını üniversiteye giriş olasılığımızla doğru orantılı şekilde ilişkilendiren toplumsal yargıların ise hayatlarımıza müdahaleyi bu kadar yakından hissettiğimiz yargılar olduğu su götürmez bir gerçek. Üniversitenin kapısından geçtiğimiz ilk dakikalarda yerleşeceğimiz yurdun ‘’aileye en çok haber vereninden’’ seçilmesi, yaşayacağımız evin sahibi ile ailelerimiz arasında yapılan işbirlikleri karşılıyor bizi. Amfilerde işittiğimiz cinsiyetçi söylemlerden sonra üretmeye çalıştığımız bilime karşılık ‘’nasıl olsa bu meslekte kadınlara iş vermezler’’ diyerek umutlarımızın, hayallerimizin birileri tarafından çöpe döndürülmesi bir yana ‘’evimizin kadını çocuklarımızın anası’’ olmaktan başka rolümüzün olması mümkün değilmiş gibi yaşamaya mahkûm edilirken kamusal alanda kendimizi var etme çabasıyla geçiyor üniversite hayatımız. Tüm bunlara karşı geleceğimizi kurmaya çalışırken bir de üstüne ‘’sevgi yoğunluğu’’ndan ne yapacağını bir türlü bilemeyen sevgililerimiz tarafından uğradığımız şiddetin, tacizin, tecavüzün sorumluları olarak yine bizlerin, kadınların gösterilmesi ile sıralanıp gidiyor bu dizi. 15 yıldır bizlerden çalmaya çalıştıkları çocukluklarımızın, eğitim hayatlarımızın, haklarımızın, kadınlığımızın üzerine basa basa yükseldiler. Yaşadığımız bunca cinsel istismarın, erken yaşta evliliğin, güvencesizliğin çözümünü yine önümüze getirdikleri sözde ‘’iktidarlarının yıllardır sağlamaya çalıştığı istikrarın” da bulacağımızı söylüyorlar. Erkek şiddetinin, tacizin, tecavüzün sorumluları sanki bunca yıldır kendi ürettikleri gerici-kadın düşmanı politikalarla, yasalarla meydana gelmemiş gibi davranıp bir de yaşattıklarına yeni sorumlular bulmaya çalışıyorlar. Güçlülük egolarının okşanması için yükselttikleri faşizme karşı tepkisiz kalmamızı istiyorlar. Tüm bunların yanında bizim olan hayatlarımızın iplerini tek bir elde toplayarak mutlak iktidar olmak isteyenlere sessiz kalmamızı bekliyorlar.

KADIN DÜŞMANLIĞINA “HAYIR” DEMENİN VAKTİDİR

Bizler bu ülkede AKP iktidarıyla çocukluğunu, eğitim hayatını bunca gerici politikayla geçirmek zorunda kalanlarız. Kadınları kendisine tehdit bellemiş ve doğduğumuz zamandan itibaren kapalı duvarlar ardında sessiz kalmaya zorlamış iktidarla büyüyen neslin çocuklarıyız, kadınlarıyız. Belirlenen sınırlar çerçevesinde konuşmaya, yürümeye, giyinmeye yani kısacası bu sınırlarla yaşamaya mecbur edilenleriz. Buram buram gericilik ve şiddet kokan 15 yılın ardından tek bir adamın iktidarına tepkisiz kalmak mümkün mü? Mecliste geçtiğimiz aylarda AKP’nin oylarıyla onaylanmış tecavüzü aklayan yasaya karşı birçok ilde kadınlar sokağa çıktı. Bu yasayla kadınların, çocukların haklarına doğrudan saldıran AKP iktidarına karşı ‘’bu yasa derhal geri çekilecek‘’ diyen kadınlar kazandı. Öncesinde kadınların tepkisiyle karşılaşınca     ‘’ tekrar görüşülecek’’ diyerek komisyona geri çektikleri bu yasa Sümeyye Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu AKP’li kadın milletvekillerinin toplantısında tamamen geri çekildi. Meclis oylaması sırasında bu yasaya ‘’evet’’ diyen kadınlar nasıl bu suça ortak olacağının farkında ise bugünde tek adam iktidarına “evet’’ demenin bu memleketteki bütün kadınlara, çocuklara ihanet olacağını bilmeli. Bunca kadın düşmanı söylemle bedenlerimize, kılığımıza kıyafetlerimize kadar uzanan fetvalara karşı diyecek lafımız çok. Cinsiyetçi müfredatlarla kadınlara biçilen toplumsal rollere karşı kendi rollerimizi kendimiz belirlemek için çok bile bekledik. Kampüs içerisinde dahi tacize uğradığımızda ‘’aman üniversitemizin, bölümümüzün adı kirlenmesin’’ diyerek sindirilmeye çalışılmamıza isyan ediyoruz. Maddi imkânları elverişsiz olan üniversiteli kadınların girdiği işlerde güvencesiz koşullarda çalıştırılmasına ve hatta çalıştığı iş yerlerinde tacize uğradığında sessiz kalmasının istenmesine artık tahammülümüz kalmadı. Kahkaha atmanın suç, kırmızı giymenin tahrik nedeni oluşuna karşı inadına daha içten kahkaha atmak istiyoruz. Tacizi, tecavüzü meşrulaştıran kadın düşmanı rektörlere karşı cinsiyetçilikten arındırılmış yaşam alanlarımızı, kampüslerimizi üniversiteli kadınlarla birlikte inşa etmek istiyoruz. Hamile olduğu için sokakta yürümesine karışılan, şort giydiği için tekmelenen kadınlarız ve özgürce yaşamak istiyoruz. Taciz, tecavüz davalarında uygulanan tahrik indirimlerinden, iyi hal indirimlerinden artık bıkıp usandık. AKP iktidarının cesaretlendirdiği erkeklerin, kadınları sokakta öldürmekten dahi çekinmediği şu günlerde ”bu hayat bizim” diyecek gücü kendimizde, kız kardeşlerimizde görüyoruz, dayanışmayla büyüyoruz. Saymakla bitiremediğimiz tüm bu kadın düşmanlığına ”hayır” demenin tam da vaktidir.

FARKLIYIZ AMA KADINIZ …BİZİ BİZ ANLARIZ

 AKP iktidarının kadın düşmanlığı sabıkası tüm kadınların sabrını taşırdı. Bu zamana kadar, biz üniversiteli kadınların eline böylesine güçlü hissettirecek bir fırsat geçmemişti. Bu fırsatın bizlere güçlü hissettirmesine neden olan durum geleceğimizi tek bir adamın iktidarına teslim etmeme gücüne sahip olmaktır. Henüz bir karara varamamış, sorulara cevap bulamamış kadınlara ses olmak zorundayız. Farklı şehirlerde, farklı evlerde, farklı yaşlarda hayata devam ediyor olmamız bizleri ayrı koşullara itiyor olsa da aynı sorunlara sahip olmak bizleri cesaretli kılıyor. Ortak sorunlarımıza ortak cevaplar üretmek için bizlerden alınmaya çalışılan haklarımız, hayatlarımız için bir seçim şansımız var. Karar vermek için tek bir yanıt bile yeterli bizlere. Okuldan eve geldiğinde tacize, tecavüze uğramış bir kız çocuğu hangi kadının gözünden kaçabilir? Vaatlerle donatılmış anayasa değişikliği hangi kadının sorununa çözüm olabiliyor? Kendimize, bize ait hayatlarımız hakkında karar verme yetkisini tek bir adamın eline teslim etmeye hangi kadının vicdanı razı gelir? Evet, işte tam da bu sorulara ürettiğimiz cevaplar ‘’HAYIR’’ diyebilmenin gücünü gösteriyor bizlere. 16 Nisanda sonucu etkileyecek olmanın bize verdiği gücü kullanarak sadece ‘’kadın’’ olduğumuz için ‘’HAYIR’’  diyebilmeli ve bizlerden yanıt bekleyen tek adam iktidarına farklıyız ama kadınız diye haykırabilmeliyiz. Farklılıklarımızla kadına yönelik tüm ayrımcılığa karşı rengarenk bir dünya için sesleniyoruz. Kampüste, amfide Saray’ın rektörlerinin, akademisyenlerinin tek adamlığına; evde ‘’babaların, kocaların’’ tek adamlığına; sokakta Tayyip Erdoğan’ın tek adamlığına karşı ‘’HAYIR’’ diyebilmek için sesleniyoruz. ‘’Adamların” hayatımızdaki denetimine HAYIR diyen kadınlar olmak zorundayız. Bizi yalnızca biz anlarız. Tüm üniversiteli kadınlarla birlikte kesintisiz bir özgürlük mücadelesi için yan yana durmalıyız.

GELECEĞİMİZ, BEDENİMİZ, KİMLİĞİMİZ İÇİN EN AZ ÜÇ HAYIR

 Saray da bulunan zat bilsin ki; üniversiteli kadınların isyanı özgürlüğe varmadan dinmeyecek. Bundan böyle ”annelik kutsaldır” diyerek bizleri üç çocuk doğurmaya itenlere cevabımızdır; geleceğimiz için bedenimiz için kimliğimiz için ‘’en az üç hayır’’. Kürtaj hakkı elinden alınmaya çalışan kadınlar olarak tecrübe ettik, biliyoruz ve bir kez daha haklarımız için hayatlarımız için kadını kadına düşman etmeye çalışan tek adam iktidarına karşı ”hayır hayır demektir” diyoruz. Barışın, umudun, yaşamın savuncusu olan biz kadınlar memleketimizde artık hiçbir katliamın olmasına izin vermeyeceğimiz için “HAYIR”diyoruz. Bizi yok sayanlara biz buradayız, varız demek için ‘’HAYIR’’ diyoruz. Başkanlık sevdalılarını geri adım attırmaya doldurduğumuz amfilerden başlayarak eşitliği, özgürlüğü savunarak ve tüm hayatımız için birlikte haykırarak ‘’HAYIR’’ı savunacağız.

*Ege Üniversitesi