Üniversiteli Kadın Kolektifi Baretler mora boyandı beyler, dağılın! – Üniversiteli Kadın Kolektifi

Baretler mora boyandı beyler, dağılın!

 “Masa başı iş” olarak nitelendirilen iş alanları dışında da çalışan kadınların arazide, şantiyelerde ve kampüslerde yani hayatın her kısmında var olduğunu hatırlatmak, toplumumuzun geneline yayılmış olan zayıf, ezilen, susan kadın algısını yıkmak için, haklarımız için, özgürlüğümüz için “TOPUKLU DA GİYERİZ BARET DE TAKARIZ, MÜHENDİS KADINLAR VARDIR!” diyerek sesimizi Trabzon’dan dört bir yana yükseltiyoruz:
“Baretler mora boyandı beyler, dağılın!”

BİZ KİM MİYİZ?

Bizler ailesinin öğretmen ol, hemşire ol, bari mimar ol da tasarım yap diye baskı uyguladıkları kadınlarız. Israrla “kadın meslekleri” dedikleri bölümlerde okumaya zorlananlarız. “Benim kızım şantiyede o kadar erkeğin içinde işini nasıl yapacak, fabrikalarda nasıl iş bulacak, madende nasıl çalışacak?” diyenlerin çevresindeki kadınlarız. Bütün bu baskılara ve ısrarlara rağmen mühendislik ve mimarlık fakültelerini kazanmış olan güçlü kadınlarız.

NEDEN MOR BARETLİLER TOPLULUĞUNU KURDUK?

Ailemizle, çevremizdeki insanlarla, toplum baskısına karşı mücadele ederek mühendislik, mimarlık ve şehir ve bölge planlama bölümlerine geldik. Sadece ailemizle sınırlı kalmayan bu mücadelenin üniversitede cinsiyetçi öğrenciler ve akademisyenlerle devam ettiğini fark ettik. Mühendislik ve mimarlık fakültelerindeki kadınların en büyük ihtiyacıydı bir araya gelmek. Tek başına olmaz hep birlikte daha güçlüyüz diyerek çıktık bu yola.  İlk kez buluştuğumuz kahvaltıda da önce bu ihtiyacı konuştuk. 60 kişilik bir sınıfta sadece 4 kadın öğrencinin olması, staj yapmak istediğimiz iş yerlerinden “kadın stajyer almıyoruz!” denilerek geri çevrilmemiz, sınıftaki erkek öğrencilerin cinsiyetçi şakaları ve eril zihniyetin hayatımızda var ettiği daha birçok durum bizi bir araya getiren noktalardı.

Bunlar kadın mühendis, mimar ve şehir plancıları kadınların ortak noktalarıydı. Topluluğumuzu kurarken diğer üniversiteli kadınlarla da kadın mücadelesinin her alanında gerek kampüste gerekse sokakta yan yana durmamız gerektiğini konuştuk. Bu durum topluluğumuzun alan çalışması dışında üniversite içerisinde veya dışarısında herhangi bir tacize, tecavüze ve kadın düşmanlığına da sözünü söylemesi, varlığını sadece fakültelerinde değil; kadınların olduğu ya da olmadığı her yerde göstermesi anlamına gelmekteydi. Kadın mücadelesini bir adım da Mor Baretliler ilerletecek sözünü vermiştik bir kere birbirimize.

NELER YAPTIK?

Okuldaki tüm kadınlara bir bir çağrı yaparak kahvaltıda buluştuk. Kahvaltıda ortak noktalarımızı konuştuk, kız kardeşlik bağını güçlendirip, birbirimize her konuda destek olurken aynı zamanda da “somut” bir şeyler yapmamız lazım diyerek yola başladık.

Mor Baretliler’in nasıl etkinlikler yapması gerektiği hakkında fikir yürütürken tüm üniversiteli kadınların beraber kurduğu Kadın Meydanı’na mutlaka Mor Baretliler’de bir iz bırakmalı önerisiyle başladı her şey. Bununla birlikte mühendis, mimar ve şehir plancı kadınlar ilk iş olarak bir üretim yapmalı dedik ve kuş evi yapmaya karar verdik. Kuş evi yapmanın ön hazırlıklarında tüm kadınların dâhil olduğu kolektif bir iş bölümü yaptık. Mimar kadınların kuş evinin çizimini yaptığı, şehir plancısı kadınların gerekli boyaları hazırladığı, mühendis kadınların diğer malzemeleri temin etmek için “erkeklerin alanı” olarak nitelendirilen marangozhaneleri dolaşmayı görev olarak üstlendiği bir sorumluluk dağıtımı yarattık. Herkesin kendi alanında ben de bir şey yapmalıyım dediği, alanından bir şeyler üreterek örülecek bir etkinliği kadın dayanışmasıyla gerçekleştirdik. Kampüsün dört bir yanını yaptığımız kuş evleriyle donattık ve onları üniversitenin dört bir tarafına asarken diğer üniversiteli kadınların da desteğini aldık. Kampüsü kadınlar güzelleştiriyor örneğini bir kez daha yaşamış ve yaşatmış olduk.

İkinci kahvaltı çağrımızı yaptığımızda sayımız bir anda ikiye katlanmıştı. Kadınlar daha da hevesli bir hale gelmişti. Yaptığımız üretimleri gören ve bütün bunların bir parçası olmak isteyen birçok kadın yanında getirdiği arkadaşıyla beraber oturuyordu o gün masada. Her kadına bir umut olmuştu o kalabalık kahvaltı masası.

Kahvaltının ardından her hafta Mor Baretliler olarak mühendislik ve mimarlık fakültelerinin kantinlerinde düzenli olarak bir araya gelmeye karar verdik. Bu karar doğrultusunda okulda ve çalıştığımız yerlerde yaşadığımız tecrübelerimizi birbirimize aktardığımız düzenli kantin buluşmaları gerçekleştirdik. Her hafta bir fakültenin kantininde sayımız artarak devam etti buluşmalarımız. Artık kantinlerde varlığımızı herkes kabulleniyor ve kadın öğrencilerin sayısı oldukça az olan ‘erkek çoğunluklu’ fakülteler de bir fısıltı dolaşıyordu: “Mühendis kadınlar!”

Üniversiteli kadınların bir araya gelip doyasıya eğlendiği,  kadın kadına olmanın vermiş olduğu rahatlığı bir kez daha fazlasıyla hissettiği bir gece düzenlendi. Mor Buluşma… Bu buluşmanın örgütleyicileri arasında Mor Baretliler’de oldu. Madem böyle bir gece var, kadın mühendis, mimar ve şehir plancıları sürekli ders çalışan, proje yapan, sosyalleşemeyenler diye nitelendirenlere, hayatları okul ve yurt arasında mekik dokumaktan ibaret zannedenlere inat bir dans gösterisi hazırladık. Mor baretlerimizle ve topuklu ayakkabılarımızla; daha nicelerini düzenleyeceğimiz Mor Buluşma’nın ilkinde o geceye bir iz bıraktık. O geceden sonra bizimle iletişime geçmek isteyen, Mor Baretliler’i merak eden mimar, mühendis ve şehir plancı kadınlarla bir araya geldik.

Takvimler Kasım ayını gösterirken 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ne giden süreci konuştuk ve Mor Baretliler olarak neler yapabileceğimizi tartıştık. Herkes aynı fikirdeydi; üniversitenin her yanını mora boyamış, girilemez sanılan kantinlerde onlarca kadınla yan yana gelmiş Mor Baretliler 25 Kasım’da sokakta olacaktı. 25 Kasım’da Mor Baretliler, baretleriyle dövizleriyle kortejde yerini aldığı, cinsiyeti ve meslek seçiminden ötürü erk(ek) zihniyetin dayatmaya çalıştıklarına karşı mühendis, mimar ve şehir plancısı kadınların taleplerini ve isyanlarını haykırdığı, alanından söz söylediği ve “Varız!” dediği bir gün oldu.

NE Mİ HEDEFLİYORUZ?

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde kurulan ‘Mor Baretliler’ topluluğunun giderek büyüdüğü, güçlendiği, kendi bölüm topluluklarına evrildiği aynı zamanda da diğer üniversitelerde de örneklerinin yaratılması için sorumluluk hissetmek ve memleketin dört bir yanında kadın mühendis, mimar ve şehir plancılarının mücadelesi için fikir yürütmek/üretmek öncelikli hedeflerimizdendir. Mor Baretliler olarak üniversite içinde yaptığımız çalışmalar ile baskılara, gericiliğe ve şiddete karşı kadın dayanışmasını güçlendirmeyi, eğitimde ve iş hayatında kadınların yaşadığı zorlukları ortadan kaldırmayı, bu çalışmaların üniversitemizi aşıp, diğer üniversitelerdeki kadınlara da umut olmasını, kadınların akademik ve sosyal alandaki varlığını her yerden göstermeyi ve kadın dayanışmasını güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Mühendislik ve mimarlık okuyan kadınlar olarak halk yararına en iyi projeleri üreten kadınlar olduğumuzu her yerde anlatarak ve somut pratiklerini yaratarak her türlü gericiliğe, kadın düşmanlığına, ayrımcılığa karşı mücadele edeceğiz. Mühendislik, mimarlık fakültelerinde okumak isteyen kadınlara umut ışığı olup cesaret aşılayacağız.

Baretler mora boyandı beyler, şantiyeler de fabrikalar da biz de varız!

“Masa başı iş” olarak nitelendirilen iş alanları dışında da çalışan kadınların arazide, şantiyelerde ve kampüslerde yani hayatın her kısmında var olduğunu hatırlatmak, toplumumuzun geneline yayılmış olan zayıf, ezilen, susan kadın algısını yıkmak için, haklarımız için, özgürlüğümüz için “TOPUKLU DA GİYERİZ BARET DE TAKARIZ, MÜHENDİS KADINLAR VARDIR!” diyerek sesimizi Trabzon’dan dört bir yana yükseltiyoruz:
“Baretler mora boyandı beyler, dağılın!”

MOR BARETLİLER

*Bu yazı Karın Ağrısı Dergisi’nden alıntıdır.